İngilizce Öğrenmenin 7 Eşsiz Getirisi!

images

 

1.     Olaylara Bakış Açınız Gelişir

 

Yeni bir dil öğrendiğinizde, heybenize yalnızca yeni dil bilgisi kuralları ve kelimeler katmış olmazsınız. Bir dil öğrenmek, dünyaya açılan yeni bir pencere demektir. Şöyle düşünün: İngilizce konuştuğunuz bir sohbet esnasında, konuşma hızlı bir şekilde ilerlerken, söyleyeceklerinizi Türkçe düşünüp, yaklaşık 1 saniye içerisinde İngilizce’ye çevirip, karşınızdaki insana zihninizdeki  çeviriyi mi okursunuz? Elbette hayır! Zaten bunu yapıyor olan bir kişi akıcı bir şekilde sohbeti sürdüremez. Peki gerçekte olan nedir?

Gerçekte olan şudur; bir süre sonra, hedef dilde düşünmeye başlarsınız. Çünkü zaman geçtikçe zihniniz o dilin yapısını, kendine has kurallarını, kullanımlarını içselleştirecektir ve o dili kullanırken, diliniz o dilin kendi özelliklerine göre dönecektir. Bu da demek oluyor ki İngilizce konuşurken, bir Türk gibi düşünmeyeceksiniz. İngilizce’nin zihninizde açtığı yeni oda sayesinde, olayları ve hatta dünyayı bambaşka bir perspektifle yorumlayabileceksiniz.

 

Bu konuya bir de örnek göstermek istiyorum. Lancaster Üniversitesinde Prof. Panos Athanasopoulos, anadilleri Almanca ve İngilizce olan iki grup ve hem Almanca hem de ingilizce konuşabilen bilingual (çift dilli) bir grup ile birlikte bir çalışma gerçekleştirdi. Çalışmanın amacı “İki dil iki insan mı?” sorusunun cevabını bulmaktı.

 

Anadili Almanca olan grup ile anadili İngilizce olan diğer gruba, içinde bir kadının bir arabaya doğru yürüdüğü ya da bir adamın süpermarkete doğru bisiklet sürdüğü video klipleri gösterildi ve bu sahneleri ifade etmeleri istendi. Anadili almanca olan grup, eylemle birlikte eylemin amacını da söyleme eğilimindeydi. Örneğin, Bir adam süpermarkete doğru bisiklet sürüyor.”  gibi. Anadili İngilizce olanlar ise, sadece eylemin kendisinden bahsettiler: Bir adam bisiklet sürüyor” gibi.

 

Aynı aktivite hem Almanca hem de İngilizce konuşabilen çift dilli gruba da uygulandı ve sonuç gerçekten ilgi çekiciydi. Bilingual katılımcılar videodaki eylemi Almanca anlatırken, sahneyi başlangıcı ve sonu ile birlikte Adam bisikletine bindi ve süpermarkete doğru sürüyor” şeklinde bir bütün olarak, İngilizce konuştuklarında ise sadece eylemi söyleyerek anlatmayı tercih ettiler.

 

Bu araştırmadan da anlayabileceğiniz üzere, konuştuğumuz dilin dünyayı ve olayları algılamamızda ve düşünüş tarzımızı şekillendirmede çok önemli bir payı bulunmakta.

 

2.     Dünyayı Gezebilirsiniz!

 

İngilizce, nam-ı diğer “lingua franca” yani “ortak dil”, küresel olduğundan, özgürce ve zorlanmadan İngilizce konuşarak Dünya’nın her yerine seyahat edebilirsiniz. Neredeyse gittiğiniz her yerde İngilizce konuşan birisini bulabileceğinizden, zorluk yaşama ihtimaliniz oldukça az. Üstüne üstlük, dünyanın dört bir yanından arkadaşlar edinebilirsiniz!

 

 

3.     Kendinize Duyduğunuz Güven Artar

 

Yabancı dil öğrenmek istemeyen bir insan herhalde yoktur. İkinci bir dil bilmek, neredeyse herkes tarafından arzulanan bir durumdur. Fakat ne yazık ki her insan bu sorumluluğun altına girmez ve sonuç olarak dili öğrenemez.

İngilizce öğrenen bir kişi, gerek dil öğrenimi boyunca verdiği emekten, gösterdiği çabadan ötürü gerekse başka kültürlere, insanlara rahatlıkla ulaşabileceğinden hem sosyal çevresi tarafından saygınlık kazanır ve fikir danışılan birisi haline gelir hem de kişi, gösterdiği gelişmeden ve başarılarından dolayı kendisiyle gurur duyacak, güveni artacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

4.     İngilizce, Beyninizi Meşgul Tutar ve Hafızanızı Geliştirir

 

Aynı kaslar gibi, beynin de egzersize ihtiyacı vardır. Ancak yeni bir şeyler öğrenerek ve düşünerek onu aktif tutabiliriz. Yeni kelimeler öğrenmek, yeni formlarda cümleler kurmak, İngilizce metinleri okuyup & anlamak, İngilizce yazılar oluşturmak beyniniz için en güzel aktivitelerden bazılarıdır.

Ayrıca, yazının başında da bahsettiğim gibi, yeni bir dil sayesinde tüm dünyayı alışılagelmiş yolların dışında yorumlayabilirsiniz ki bu da beyniniz için en verimli egzersizlerden biri olacaktır.

Yeni bir dil öğrenmenin beyne kattığı bir diğer getiri ise hafızayı kuvvetlendirmesidir.  Blog yazılarımda önceden de belirtmiştim: Yapılan araştırmalara göre çift dillilik, Alzheimer’ı tam 5 yıla kadar erteliyor. Nörolojik bir rahatsızlık olan Alzheimer’a yatkınlığı olan bireylerden iki dilli olanların, tek dilli olanlara göre 4.5 yıl daha geç demans sendromları gösterdiği Hindistan’da yapılan bir araştırmada ifade edilmiştir.

 

5.     İş Olanakları En Az 2 Kat Artar

 

Dünyanın en büyük ve başarılı firmaları, çalışanlarının İngilizce bilmelerini zorunlu tutar. Peki ama neden?

Dünya küreselleştikçe ve geliştikçe, insanlar birbirleriyle daha fazla bilgi alışverişi yapmaya ve dolayısıyla daha fazla iletişim kurmaya ihtiyaç duyar, bu çok doğaldır. Lingua Franca dediğimiz İngilizce ise küresel olarak ortak dilimizdir ve bu ihtiyacı giderir.

 

Japonya merkezli, 2019 verilerine göre 18.364 çalışanı bulunan, e-ticaret sitesi Rakuten’in CEO’su Hiroshi Mikitani’nin CNN’e verdiği röportajda söylediği gibi “ Dünya çapında başarılı olmak istiyorsan, şirket merkezini uluslararası bir yapıya büründürmen gerekir”. 

 

Görüldüğü üzere, İngilizce size yalnızca ülkemizde istihdam alanı sağlamaz, küresel boyutta birçok şansınız olur.

 

6.     Popüler Kültürden Asla Geri Kalmazsınız

 

Dil öğrenmek yalnızca bir takım kurallar ve kelimelerden oluşmaz. Değişen, gelişen, canlı bir olgu olan dil, size aynı zamanda kültürü de öğretir. Hedef dil olan İngilizce’yi öğrenirken, İngiliz’lerin kültürünü, yaşam tarzlarını, adetlerini, alışkanlıklarını da öğrenmiş olursunuz.

Dilin kültürünü kavrayamamış birisi zaten İngilizce konuşurken kullandığı deyimlere, atasözlerine, kalıplara anlam veremez ve kopukluk yaşar.

 

Toplumun genel kültürünün yanında, dünyada sürüp gitmekte olan trendler, popüler oluşumlar vardır. Bu oluşumlar modadan tutun müziğe, sağlık alanından tutun bilime kadar uzanır. Küresel ortak dil, İngilizce’yi öğrenen bir bireyin ise bu trendlerden ve popüler kültürden geri kalması olası değildir.

 

7.     Bilgiye Erişeceğiniz Sınırsız Kapınız Olur

 

Düz bir hesap yaptığınızda dahi göreceksiniz ki, bir dil biliyor olan insan yalnızca anadilindeki kaynaklardan yararlanabilirken İngilizce öğrenmiş bir kişinin bilgiye erişimi çok daha hızlı olacaktır. Sebebi oldukça açık: tek dil bilen kişi için elenen İngilizce kaynaklar, İngilizce öğrenen/öğrenmiş kişi için hala birer opsiyondur.

Aynı zamanda, İngilizce, dünyaca ortak dil olduğundan birçok bilimsel araştırma İngilizce dilinde yapılır. Bu da demektir ki bir Fransız’ın, Alman’ın, Kanadalı’nın yazdığı kitapları, yayınladığı makalelere kolaylıkla erişim sağlayabilirsiniz.

 

dogusaydin
Doğuş Aydın
Wednesday, October 7, 2020